International Journal of Russian Studies

Uluslararası Rusya Araştırmaları Dergisi

ISSN: 1307 – 3419, Ankara – TÜRKİYE

Volume 9/2 July 2016

 

www.radtr.net


 

 OSMAN ORAL

 

Title

 HOCA AHMED YESEVÎ'YE GÖRE PEYGAMBERLERDEN ALINACAK HİKMETLER    pp. 1-25

 

Summary

 Peygamber gönderilmesinin gereği olmadığını savunan felsefi akımlara ve düşüncelere karşı Yüce Allah’ın kendi seçtiği nebileri insanlara göndermesinin birçok hikmetleri olduğunu savunan Hoca Ahmed Yesevî, XI. yüzyılın ikinci yarısında Kazakistan’ın Sayram şehrinde dünyaya gelmiş müslüman Türk âlimidir. Onun din anlayışı ve öğretileri, tarih boyunca Türk boylarının müslüman kimliklerinin korunması ve zamanımıza kadar devam ettirmesine katkıları olmuş, sağlam bir dînî ve ahlâkî hayat sürmelerini sağlayıp canlılığını günümüze kadar sürdürmüştür. Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar ve Anadolu Türkleri’nin dînî anlayış ve inançlarında geniş tesirler icra ettiğinden “Pîr-i Türkistan” ve "Hâce-i Türkistan" ünvânlarıyla anılmıştır. Ahmed Yesevî, Yesevîlik tarikatını kurmuş ve tarihte ilk Türk tarikat kurucusu olmuştur. Onun, Türkler arasında özel bir yeri ve önemi bulunmaktadır. Ahmed Yesevî’nin Divan-ı Hikmet’teki şiirleri, Allah ve Hz. Muhammed sevgisi ile dini motiflerde doludur. Hikmetleri idrâk ile yaratıcıya îmân etmek akıl sahibi her insanın kulluk görevidir. Nübüvvet yani peygamber gönderilmesi hikmetin gerekleri arasındadır. İnsanları şirkten uzaklaştırmak yani tevhid dışı her çeşit puta tapıcılıktan onları sakındırmak için de nübüvvet gereklidir. Bu makâlede onun peygamberlerin problemlere çözüm önerileri ile onlardan alınabilecek, ders, hakikat ve hikmetler incelenmektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Ahmed Yesevî, Peygamberler, Hikmet, İslâm, Türk 

 


   OSMAN ORAL

 

Title

 FAHREDDİN RÂZİ’DE HZ. MUSA, HZ. HARUN, HZ. EYYÜB VE HZ. ŞUAYB’IN İSMETİ SORUNU    pp. 26-50

 

Summary

 Peygamberler birer insan olarak diğer insanların sahip oldukları genel özelliklere sahiptirler. Kur’ân âyetleri ve hadis metinlerinde nebilerle birlikte günah ve tevbe geçmesi, farklı şekilde anlaşılabilmektedir. Bazı âlimler onların günah işlediğini iddia ederler. Diğer bazıları da onların nübüvvet görevi verilmeden önce günah işleyip şirke düşebilecekleri kanaatindedir. Bu, nebilerin getirdiği vahyin güvenirliliği açısından birçok problemi de gündeme getirmektedir. Eğer peygamberler günah işleselerdi, Allah onlara itaati emretmezdi, diğer taraftan ümmetlerinin de günah işlemeleri meşru olurdu. İsmet niteliği, onların, Allah tarafından, kötülük yapma, günah işleme ve yalan söyleme hususunda korunduğunu ifade eder. Bu özellik, nebiler için zaruri ve gerekli bir şeydir. Peygamberler insan olma bakımından birtakım küçük günahlar veya hatalar işleyebilirler. Fakat bunların nübüvvet vazifesine bir zarar vermediği söylenmiştir. Sünnî anlayış içerisinde nebilerin ismeti problemi konusunu sistematik bir şekilde genişçe ele alan kelâm ve felsefe âlimi Fahreddin er-Râzî (ö.606/1210) olduğu söylenebilir. Çünkü O, konu hakkında ilk defa “İsmetü’l-Enbiyâ” adında müstakil bir eser yazmıştır. Bu makalede Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Eyyüb ve Hz. Şuayb nebilerin ismetiyle ilgili yapılan eleştiri ve problemlere karşı Râzî’nin cevapları incelenip değerlendirilmektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Eyyüb, Hz. Şuayb, İsmetü’l-Enbiyâ, Fahreddin Râzî 

 


  .

 

Title

  .

 

Summary

 . 


  .

 


   

2016 - RUS ARAŞTIRMALARI DERGİSİ